20 Mayıs 2012


Fotografium Nikon D3200 Profesyonel Fotoğraf Makinesi Hediye Ediyor. Siz de katılın Nikon D3200Lowepro Çanta (DSLR Video Fastpack 250 AW Sırt Çantası) ve Slik Tripod (Slik 500DX Tripod) kazanma şansı elde edin.
http://goo.gl/ciXjD?ref=775 adresini ziyaret ederek detaylı bilgi alabilirsiniz.

13 Nisan 2012

iyi de şimdi ne olacak.. eğer bir gün gerçek mutluluğu yakalayacaksam bundan daha fazlasını beklemeden gitmeliyim ona. kafamdaki soru işaretleri yazarken harfleri karıştırmam kadar karmaşıklar galiba. sanırım.. bir gün hepsi azalacak ve beklediğim her şeyden daha fazlasına sahip olacağım. biliyorum nereden ve nasıl olduğunu anlamadan ama..

bir pırıltı oldu işte. küçücük bir umut ışığı doğdu, gün batımında izlerken güneşin uykuya dalışını. bir anda göz kırptı bana güneşin gözleri. ve yarını bekle dedi. bu ışığı koru. koru onu sev ki yarın tekrar şevkle doğabileyim üstüne...

20 Mart 2012

ya da.

kim bilir neler daha kaçırıyoruz. ya da kaçırmayanlar da vardır belki. pek çok şeyi kaçırdığımı düşünüyorum. geç de olsa yakaladıklarım var elbette. ama bi tatminsizlik bu sanırım. mutlu olamamakla eş değer bir şey bu. ama ben günü yakalamaya çalıştıkça ayak bileklerimden tutuyor sanki beni. bağlıyor beni de sanki ben yürüyorum gibi. ertesi günse bileklerimde yürümemi kısıtlayan ağrılar. ben sadece bir kaç ev görmek istemiştim verdiği karşılık bu mu? tabiki değil. anlık tatmin duyguları daha değerli kesinlikle. ağrılar acılar önemsizleşiyorlar yürüdükçe.
ve belkide ihtiyacım olan şey biraz daha umut
sadece..

19 Mart 2012

19 mart alıntıları

anlık doldurabildiğim boşluklarla devam edebilmeliyim. zırvalayıp duruyorum mutlu olma yollarını. ne kadarında yürüyorum, ne kadarının önüne bir kamyon taş yığıyorum ve ne kadarının üstüne betonlar döküyorum da taşlaştırıyorum yolları. kapattığım tüm yollar için bir felaket bekliyorum. bir deprem olsun, açılsın ufacık bir delik de olsa. bir sel olsun hepsini alıp götürsün. bir felaket bekliyorum, bir bir üst üste dizdiğim taşlarım için. yanına bıraktığım duygularda içine gömülüp gitsin. yeraltına insin. ama yok olmasın. kendinden yeniden doğsun diye. suluyorum. sular eritiyorum çatılardan. bir yerlerinden filiz verebilsinler diye. gerçekten bu kadar uğraşıyor muyum?

şehir gürültülerinden, şarkılardan, insan seslerinden, kalabalıklardan bıktım. yoruyorlar beni.sürüklenip giden bir sürü insan işte adı üstünde. boş bir sürü kelime adı tam olarak içinde. yoruluyorum hepsinden. susturmak istiyorum tüm klişeliğiyle. uzaklaşmak istiyorum ama sanki daha da yaklaşıyorum sıradanlığa. vücudum yorgun düşmüyor hiç, bacaklarım da... ama alıp beynimi gömmek istiyorum. beni görebilen insanlarla daha yakın olmak istiyorum. kulakları ağır işiten bir amca gibi, belki de hayatında ilk kez uzaktan kumandalı araba kullanan kadın gibi, bir kadın gördüğünde bastırmış tüm duygularını iki kelimeyle ifade eden erkek çocuğu gibi...

biliyorum onlar da yorgunlar. çok yorgunlar hemde..

18 Mart 2012

hayaller

kırmızıya boyanmış bir gökyüzü. çocuk sesleri. kuş cıvıltıları. güneşli bir gün. her şey güzel. kıyıda köşede kalmış hatıralar gibi duruyor karlar. gelip güneşli bir günde çocuklar kartopu oynasınlar diye. günlerin bu kadar düşünceli olabileceği ne benim aklıma gelirdi, ne çocukların ne de simit satan amcanın. gün güneşli diye insanlar her zaman neşeli olmak zorunda değildi. ama güneş özlemi varsa içimizde bir yerlerde sabah uyandığımızda o güneş içimizdeki, sadece küçücük bir mutluluk kıvılcımını güneşin ateşine dönüştürebiliyor. kar yağdığında gökyüzü kırmızı olur geceleri. ama kartopu oynamak isteyen herkes gökyüzünde güneş parlasa da görür geceden kalma kırmızılığı. ve koşar ona doğru. var olmayan her şeye koştuğu gibi. çocuk olsa da o da farkındadır. bazen hayatta olmasını istediğimiz şeylerin sadece hayalini kurarak yaşayabileceğimizi. insan insandır. insanlık hayal kurar. hayal kurmayanlar ise gerçeklerin içinde bir gün o hayale doğru koşacaklar. bundan emin olmalı..yız..

16 Mart 2012

Mutluluğun ardına gizlenmiş bir sürü kelime. Farklı fikirler. İnsanları güldüren. Pek çoğunu en azından. Gülüşler. Kahkahalar. Peki gözyaşları. Neredeler. Kimse bilemeyecek nereye göç ettiklerini. Çünkü kimse olduğu yerde ummadığı bir şeyi görme hayalini kurmaz. Kimse onu en sevdiği film haline getirmez ve hiç kimse yeşil çimlerin üzerindeki iki yaprağı görmez.
Herkesin beyni aslında tanrısı. Kendi inandığı sadece. Ve içindekileri ispatlayamadığı ve inandıramadığı. Sadece kelimeler misyonerleri. Ama çok inanılmayan bu tanrının binlerce kulu var. Ve tek isteği belki de kullarının sadık olması sadece. Sadece gözlerinin saklaması gerçekleri. Ve isteği sadece ölümü beklerken bile dua etmesi.

13 Mart 2012

olsun artık

yalnızlığımı uyandırma. değmesin bana. en ufak bi dokunuşu bile mahveder beni. uyanmamalı. yalnızlığım ki. ulaşabileyim olmak istediğim yere. evet oraya. tüm bilgilerim benimle olsun ve sonsuzluğa gitmemi sağlasınlar. sessiz bir ölüm ve gerisi her neyse işte. inancımın olmasını isterdim şu anda. ki  anlamlandırabileyim varolşumu. sessizlik hakim sürmesin hayatımda ve bir kaç önemli insanın sözleri. böyle mi olsun isterdim. hayır. ne olsun isterdim bilmiyorum. ama bu sözlerim sana. yalnızlığımı uyandırma ki yaşayabileyim daha fazla. var edebileyim kendimi hayatta. sarhoş sözleri bunlar diyerek küçümseme söylediklerimi sarhoşsam da biliyorum ki vardır bir anlamı. dudaklarımdan ya da parmaklarımdan dökülmüşse bu kelimeler. elbet anlamlarını bulacaklar..