anlık doldurabildiğim boşluklarla devam edebilmeliyim. zırvalayıp duruyorum mutlu olma yollarını. ne kadarında yürüyorum, ne kadarının önüne bir kamyon taş yığıyorum ve ne kadarının üstüne betonlar döküyorum da taşlaştırıyorum yolları. kapattığım tüm yollar için bir felaket bekliyorum. bir deprem olsun, açılsın ufacık bir delik de olsa. bir sel olsun hepsini alıp götürsün. bir felaket bekliyorum, bir bir üst üste dizdiğim taşlarım için. yanına bıraktığım duygularda içine gömülüp gitsin. yeraltına insin. ama yok olmasın. kendinden yeniden doğsun diye. suluyorum. sular eritiyorum çatılardan. bir yerlerinden filiz verebilsinler diye. gerçekten bu kadar uğraşıyor muyum?
şehir gürültülerinden, şarkılardan, insan seslerinden, kalabalıklardan bıktım. yoruyorlar beni.sürüklenip giden bir sürü insan işte adı üstünde. boş bir sürü kelime adı tam olarak içinde. yoruluyorum hepsinden. susturmak istiyorum tüm klişeliğiyle. uzaklaşmak istiyorum ama sanki daha da yaklaşıyorum sıradanlığa. vücudum yorgun düşmüyor hiç, bacaklarım da... ama alıp beynimi gömmek istiyorum. beni görebilen insanlarla daha yakın olmak istiyorum. kulakları ağır işiten bir amca gibi, belki de hayatında ilk kez uzaktan kumandalı araba kullanan kadın gibi, bir kadın gördüğünde bastırmış tüm duygularını iki kelimeyle ifade eden erkek çocuğu gibi...
biliyorum onlar da yorgunlar. çok yorgunlar hemde..